Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Türkiye hükümetinin bu girişiminin ardından Kırgızistan dışişleri bakanlığı da Türkiye'nin bu ülkedeki büyükelçisi Ahmet Doğan'ı dışişlerine çağırarak Bişkek hükümetinin itirazlarını bildirdi ve Orhan İnandı'nın Kırgız vatandaşı olarak iade edilmesini istedi. Türkiye hükümetinin bu girişimi Kırgızistan parlamentosu temsilcilerinin de olumsuz tepkisi ile karşılaştı. Bu hususta, Destan Bekşov şöyle bir açıklamada bulundu: " Türkiye gibi yabancı bir ülkenin istihbarat ajanlarının Kırgızistan'a gelip, operasyon planı yapmaları ve bu operasyonda ülkemizin vatandaşlarından birini kaçırması ve Türkiye'ye götürmesi, bizim utanç kaynağımız ve Kırgızistan istihbarat servislerinin utanç kaynağıdır. "
Gülen grubunun Kırgızistan'daki nüfuzundan dolayı, kuşkusuz Orhan İnandı'nın kaçırılması Türkiye ile Kırgızistan ilişkilerinde birçok yönden olumsuz etki bırakacaktır.
Özellikle de son dört yılda Ankara makamları özellikle de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kırgızistan'da FETÖ'ye bağlı eğitim merkezleri ve okullarının kapatılması ve yetkililerin de Türkiye'ye iade edilmesi talepleri hep tekrarlanmıştır. Ancak her defasında Bişkek makamları bu hususa hiç de olumlu yaklaşmamışlardır. Kimi spekülasyonlar ise Bişkek'in gizli olarak Ankara ile anlaştığını ve bu anlaşma sonucu Orhan İnandı'nın Türkiye'ye iade edildiği yönündedir. Bişkek'te yaşayan bu Türkiye vatandaşı, bir ay önce kaybolmuştu. Görünen o ki Orhan İnandı ilk başta Kırgızistan milli güvenlik servisi tarafından tutuklanmış ve ardından Türkiye güvenlik ve istihbarat güçlerine teslim edilmiştir. Durum böyle gelişmediği takdirde o zaman Orhan İnandı'nın Türkiye istihbaratı tarafından kaçırılmasının, Bişkek hükümeti istihbari ve güvenlik zafiyetinin göstergesi olduğunu söylemek mümkün.
Gerçekte Türkiye istihbari güçlerinin böyle bir operasyonla, Kırgızistan'daki Gülen hareketi liderlerinden birini kaçırmada başarılı olduğu ve bu terör sanığını Türkiye'ye geri getirmeyi başardığı söylenebilir. Bu hususta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen Pazartesi günü basın toplantısında bu şahsın ülkeye geri getirildiğini belirterek MİT'i övmüştü.
Bu olay aslında Türkiye makamlarının Orta Asya ve Kafkasya Cumhuriyetleri için ağabeylik yapmak istediğini de gösteriyor. Halbuki Orta Asya Türk Cumhuriyetleri liderleri Ankara makamlarının bu yaklaşımına hep karşı çıkmışlardır. Türkiye'nin Kırgızistan'daki etkinliği hususunda kimi uzmanlar Türkiye'nin bu ülkeyi bir üs olarak gördüğünü ve bu üs üzerinden diğer Orta Asya ülkelerinde etkinliklerini arttırmak istediğini belirtiyorlar.
Bu hususta Kırgızistan'daki din, hukuk ve siyaset araştırma merkezi başkanı Kadir Melekov Türkiye siyasetçilerinin Orta Asya özellikle de Kırgızistan'a yönelik ihtiraslarına vurgu yaparak şöyle bir değerlendirmede bulundu: "Türkiye, her daim Kırgızistan'ın siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel alanlarına nüfuz etmek isteyen ülkelerden olmuştur. Kırgızistan'ın bağımsızlığını kazandığı 30 yıllık sürede de planlı ve titiz bir şekilde Bişkek devlet adamları ile işbirliklerini sürdürmüş ve ilişkileri öyle bir düzeye taşımıştır ki Bişkek ve Ankara makamları ilişkileri özel olarak adlandırıyorlar. "
Çifte vatandaş Orhan İnandı ise 31 Mayıs'ta evinden dışarı çıktıktan sonra artık eve dönmedi. Son yıllarda, Türkiye istihbarat teşkilatı yüzü aşkın Gülen mensubunu diğer ülkelerde kaçırmış ve Türkiye'ye geri getirmiştir. Gerçekte Türkiye'nin bu girişimi, Ankara'nın Kırgızistan ile dostluk ilişkilerinden yararlandığı ve milli çıkarları çerçevesinde bundan faydalandığını gösteriyor. Kuşkusuz Orta Asya Cumhuriyetlerinin Türkiye ile işbirlikleri de aynı çıkarlar çerçevesinde değerlendirilmelidir.
342/